Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 

 

DUZDAG HOTEL FIZIYOTERAPI MERKEZI

Duzdag astım teraphy magarasi Deniz seviyesinden 1.173 mt yukseklikte  Nahcevan  Ozerk cumhuriyetinde kuruludur.  Astim terapi merkezimiz Hotelimizden 2 km uzakliktadir.

Magra icerisinde Nahcevan Ozerk Cumhuriyeti Saglik bakanligi  ve Ozel Duzdag Hotel Astim Terapi merkezi  olmak uzere 2 ayri bolumden tedavi merkezi vardir.Duzdag Hotel Astim Terapi merkezi hava akimini kesmeyen beton bloklardan olusan  Hastalarin ve refakatcilerinin tum ihtiyaclari dusunulerek olusturulmus toplam 5 galeriye dagilan 5 yildizli  hotel hizmet kalitesi anlayisiyla  47 oda 128 yatak kafeterya TV salonu  ve  kitapliktan olusan kompleksimiz hizmet sunmaktadir.

Ozel Duzdag Hotel Astim terapi merkezinde Doktor ,24 saat guvenlik, temizlik, hastabakici  nezaretinde tedavilerini olan hastalarimiz Gunduz saatlerinde Hotelimizin rahat konforlu odalari , Aqua park acik kapali havuzlari basketbol futbol tenis spor ve saglik merkezlerinde gunun yorgunlugunu stresini atabilirler.

Spleoterapi Hakkında Bilgi:

20. yüzyılda dünyada doktorları kaygılandıran alerjik hastalıklar çoğalmaktaydı ve uzun araştırmalar sonucu bu tür hastalıkların tuz mağaralarında (madenlerinde) tedavi olunabileceği fark edilmişti. Mağara ortamında ilk kez tedavi 1871-de İtalya’da, Floransa yakınlarında (Monsummam bölgesinde) sarkıt (yunanca: stalactite) ve dikit (yunanca: stalagmite) mağaralarda romatik poliartritten (çok kısa aralıklarla ya da aynı anda birden çok eklemde ortaya çıkan iltihabi süreç)  rahatsız hastalar üzerinde denenmiş ve başarılı olunmuştu. Bu madenler, karst madenleri (kayaların erimesi sonucu oluşan) olup mikro iklimi kalsiyum iyonları ile daha zengindir.

Maden içi mikro iklimi sodyum ve klor iyonları ile zengin madenler de mevcut. Bu tür madenlerden bir kaçına örnek verecek olursak; 1968-den Polonya’nın Krakow kentinde faaliyet gösteren, Ukrayna’nın Ujgorod kentinde ve 1979’dan itibaren Azerbaycan’ın Nahçivan Özerk Bölgesinde, Nahçivan kenti yakınlarında faaliyet gösteren madenleri gösterebiliriz.

Eskiden bu sağlık ocağı Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Babek ilçesi Devlet Hastanesine bağlı 50 yataklık bir şube olarak, 1982 yılından itibaren de tuz madeni yakınlarında 100 yataklık binada faaliyetini sürdürmüştür.

Hastane yerleşkesi deniz seviyesinden 1.173 metre yükseklikte, Nahçivan şehir merkezinden 12.2 km-lik mesafededir. Tuz madeninin 2. taş atölyesinde girişten 300 metre mesafede ve 110 metre derinlikte, elle işlenmiş 9 adet galeride faaliyet göstermekte. Şehir merkezinden Duzdağ Fizyoterapi merkezine uzaklık 9.8 km, hastane ile maden arasındaki mesafe ise 2.4 km’dir.

Yeraltı kısmın mikro ilkimi aşağıdaki gibidir:

  1. Deniz seviyesinden yükseklik:1.173 metre
  2. Sıcaklık: 18–20 C
  3. Basınç: 740 mm hg/st
  4. Nem oranı 24–50%
  5. Hava akışı hızı: 0.1m/san
  6. Yüksek dağılımlı Sodyum Klor iyonları

—hasta olmayanlar için: 17,5 mg/ m³
—hasta olanlar için: 12,5 mg/m³

  1. Oksijen oranı: 20%
  2. Ses—15-20db
  3. Karbondioksit, metan ve azot gazları bulunmamaktadır.
  4. Mikrokokların hemolitik türleri ve küf mantarları yoktur.
  5. Bakterilerin miktarı 650–850 m³ (havada mikropların miktarı yerüstü seviyesinden %8–10 azdır)

Yeraltı madeni 9 ana galeriden oluşmaktadır ki, bunlardan ikisi erkek, 3-ü bayan, 1-i çocuk, 2-si sanuzel, 1-i ise dinlenme salonundan ibarettir. İşlenmiş galerilerin uzunluğu 30-40 metre, eni 8-10 metre, yüksekliği ise 3.5 metredir.

 

Hastaneye başvuran hastalar 3–4 günlük süre zarfında mevcut şarlara adapte oluyorlar. Bu şekilde saat 18.00 den (19.00) 8.00 (09.00) a kadar büyükler, 16–20 seans, çocuklarsa 10–15 seans olmakla spleoterapi tedavisi görüyorlar. Tedavi sırasında seansların sıklığı hastanın durumuna bağlı olarak değişebiliyor. Madende olmakla beraber gerekirse bazı ilaç preparatlar, fizik tedavi uygulamaları, göğüs kafesi masajı yapılma ihtimali de var, fakat olabildiğince az ilaç tavsiye ediliyor. Bu bakımdan eğer hasta hormonal ilaçlar kullanıyorsa, bu ilaçların kullanımı yavaş-yavaş azaltılıyor.



Duzdağ Fizyoterapi Merkezinde görülen tedavi, diğer turizm mağaralarından daha etkilidir. Mağara yatay olarak şekillendiğinden, hastalar yeraltına girerken rakıma adapte olarak girerler, bu da hastaların kendilerini daha rahat hissetmelerine sebep olur. Ayrıca mağaradaki havalandırma doğaldır ve mikroplar düşük seviyededir, alerjenler yok denecek kadar azdırlar.

Duzdağ Fizyoterapi Merkezine ülkenin çeşitli bölgelerinden ve yurtdışından (Rusya Federasyonu, Gürcistan, Türkiye, İran, Orta Asya Cumhuriyetlerinden v.s) tedavi olmak amacıyla gelenlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Uzun süreli tecrübeye dayanarak, hafif-orta ağırlıklı astımlı hastalarda (büyüklerde) %80–86, (çocuklarda) %90–98’lik iyileşme kaydedildiğini söylemek mümkün.

Tedavi hastanın boğulma krizlerinin görülmediği ve ya kısmen azaldığı zamanlarda uygulanıyor. Mağarada tedavi gören hastalarda 3–5 günden sonra olumlu gelişmeler görülüyor; balgam ifrazatı azalıyor, boğulma krizleri hiç yaşanmıyor. Akciğerlerde, bronşlarda gözlemlenen hırıltılar azalıyor. Hastalara yılda 1 gerekirse 2 kez tedavi süreci görmeleri tavsiye olunmakta. (peş peşe 3 sene olmak kaydıyla)

Spleoterapi – akciğer, bronş sisteminin tedavisi için etkili tedavi yöntemidir. Ancak spleoterapinin bazı direkt ve yan etkilerini de belirtmekte fayda var. Bu etkiler aşağıdaki gibi sıralanabilirler:

  1. Predastma
  2. Bronş astım 1. aşama –enfeksiyon-alerjik ve atopik tür, hafif, orta ve ağır dereceli
  3. Kronik obstrüktif (tıkanmaya yol açan) bronşit ve kronik pnömoni (zatürree, akciğer iltihabı)  -1. ve 2. aşama remisyon (hafifleme) bazında. Kronik bronşit, astımsal birleşimde-remisyon bazında.
  4. Alerjik sinüs, kronik alerjik rinosinüsopatiler.
  5. Pollinoz
  6. Bronşit astım-nefes alama zorluğu 1. ve 2. aşamada ve 1. aşamada kalp sorunu 

   Yan etkiler aşağıdaki gibidir

  1. Solunum sistemi hastalıklarının keskinleştiği devre
  2. Bronşit astımın 1. aşamasının ağır fazı ve 2.aşama
  3. Kalp sorunlarının sübkompensasyon ve dekompensasyon devresine
  4. Kan dolaşımı sorunu 1–2 merhale ve arterosklerotik kardiyoskleroz varsa
  5. Böbreklerin keskin ve kronik hastalıkları zamanı, ayrıca, böbrek, safra taşı

hastalıkları varsa

  1. Mide ve 12 parmak bağırsağının koral hastalıkları varsa
  2. Kronik hepatit ve kolesistitler varsa
  3. Tiretoksikoz varsa
  4. Şekerli diyabet hastalığının orta ve ağır aşamaları
  5. Burun polipi ve haymoritler varsa
  6. Verem ve kötü huylu tümörler varsa

Bunlardan başka mağara tedavisinde

  1. Hormonal durumlar
  2. Radikulitler (Omurilikten çıkan sinirlerin(spinal sinir) kök iltihabı
  3. Poliartritler (Çok kısa aralıklarla ya da aynı anda birden çok eklemde ortaya çıkan                        iltihabi süreç)
  4. Belden aşağı ampütasyon hali (kol veya bacağın ya da vücudun her hangi bölümünün kesilip alınması)

 Spleoterapinin tedavi etkisi, yani iyileşmeler çocuklarda 4. veya 5.gün sonunda gözlemleniyor. Büyüklerde ise biraz daha farklıdır. Hastalık sürecinde, bir grup hastalarda iyileşme 2 haftadan sonra, bazılarında tedavinin sonunda, bazılarında ise bulundukları ortama geri döndükten 15–30 gün sonra kaydediliyor.

Bu zamanlarda boğulma krizleri, öksürük azalıyor. Çocuklarda ise boğulma krizleri 4. veya 5.gün tamamen kesilir. Tedavinin sonunda kanda lökositlerin-eozinofillerin (granülosit veya asidofil olarak ta adlandırılan lökosit hücresi) yüksek olan miktarı düşer, ayrıca balgamdaki eozinofil miktarı da azalır, eritrositlerin (kanda en çok sayıda bulunan hücre türü) azalma hızı ise normale döner veya azalır. Akciğerlerin teneffüs zamanı bazen normale döner, bronş yolları temizlenir. Hastalar havayı daha rahat teneffüs eder, nabız normalleşir yahut taşikardi (kalbin dakikadaki vuruş sayısının artması) biraz görüle bilir, artmış olan sistolik ve diastolik (tansiyon) azalır.

Elektro-diyagramda yüklenmiş T-dişinin genişliği düşer, kan plazmasındaki histaminin (vücut dokularında bulunan kimyasal) miktarı azalır. Kaybedilmiş potasyum normal düzeyine ulaşır. Kalsiyum venatriumun arttığı oranda azalır.

Özet olarak, spleoterapinin tedavi etkisi –mağaranın özel mikro iklimi, alerjenlerin bulunmaması, sabit baro metrik basınç sonucu olarak alerjik iltihabı önlemesi ve pozitif etki etmesi, alerjik reaksiyonlar zincirini kırması ve sonuç olarak kliniksel, biyokimyasal etkilere sebep olur.

Duzdağ Fizyoterapi Merkezi
Dr. R. Süleymanov